Çocukların Basit Korkularını “Fobi”ye Dönüştürmeyin!
Seni “öcü”ye veririm!
Fobi, normalde korkulmayacak bir nesne ya da durum karşısında kişinin aşırı ve sürekli korku duyma halidir. Çocuklarımızı “korkutarak” terbiye etmeye kalkıştığımızda, onun yeni “fobiler” edinmesini sağlarız. Bir köpek gördüğünde ağlayan, doktora götürüldüğünde ortalığı birbirine katan çocuklar bizim yanlış eğitim tercihlerimizin sonucu olarak o hale gelirler. Anne-babaların fobileri de çocuğu olumsuz biçimde etkiler.
İnsanoğlunun dış dünyadan gelen tehlikelere karşı gösterdiği doğal bir tepkidir korku. Aslında kişiyi tehlikeye karşı koruyan ve tehlikeyle mücadeleye hazır hale getiren bir çeşit uyarı olması nedeniyle korku, gerekli ve faydalı bir düzenektir. Ancak bazen bu doğal tepki hali o kadar aşırı ve abartılı olur ki kişinin günlük yaşam düzenini ve kalitesini bozar. Artık durum basit bir korku değil, fobidir.
Korku çocuklarda oldukça sık rastlanan bir tepkidir. Çevresini henüz tam tanımayan, etrafında olup bitenlerden pek haberdar olmayan küçük bir bebeğin tanımadığı her şeyden korkması çok doğaldır. Büyüdükçe çevresini ve çevresinden gelecek tepkileri daha iyi değerlendiren çocukta bu korkuların azalması beklenir. Çünkü çocuğun zihnen gelişmesi ve çevreyi tanıma oranının artması korkulacak nesne ve durum sayısını azaltır. Ancak anne ve babanın yanlış tutumları ve adeta korkuyu çocuklarına öğretmeleri nedeniyle bu geçici korkular uzun yıllar devam edebilir. Toplumumuzda korkutma, bir çeşit eğitim ve disiplin aracı olarak kullanılmakta ve çocuğa adeta korku aşılamaktadır.
Her zaman korkunun bir nedenini bulmak mümkün olmayabilir. Anne babanın tutumu ve öğretmesi olmaksızın da çocukta korku reaksiyonu gelişebilir. Fobi dediğimizde normalde korkulmayacak bir nesne ya da durum karşısında kişinin aşırı ve sürekli korku duyma hali anlaşılır. Çocuk bu kadar korkunun hiç de anlamlı olmadığının farkındadır. Ancak kendini tutamaz ve korktuğu nesne ve durum karşısında kaçma ya da kaçınma reaksiyonu gösterir. Korkulan durum ve nesne ile karşılaştığında çocuk ağır bir bunaltı hali yaşar. Bu bunaltı dışarıya huysuzluk, ağlama ya da yanında bulunan birine sıkıca sarılma şeklinde yansıyabilir. Korkudan dolayı oluşan sıkıntı ve kaçınma reaksiyonu çocuğun günlük hayatını ve eğitimini etkileyecek nitelikte olabilir.
Fobiler korkuyu ortaya çıkaran nesne ve duruma göre ayrı ayrı da incelenmiştir. Örneğin, özgül fobi, belli nesne ve durum karşısında duyulan aşırı korku halini anlatmakta kullanılan bir terimdir. Burada çocuk köpek, yılan, böcek ve fare gibi belli hayvanlar ya da karanlık ve yükseklik gibi belli durumlardan anormal biçimde korkar. Çocuğun bu nesne ve durumlarla karşılaşmadığı zaman bir sıkıntısı yoktur. Ancak karşılaşıldığında titreme, terleme ve kalp çarpıntısından baygınlık duygusuna kadar değişen geniş bir bedensel belirti kümesinin eşlik ettiği panik hali yaşanır. Hayatını bu durum ve nesnelerle karşılaştırmamak için plan ve programa bağlar. Böylece günlük hayatında birçok kısıtlamalar yapmak zorunda kalır.
Öğrenme ve yetiştirilme biçiminin rolü
Fobilerin neden oluştuğu konusunda değişik görüşler vardır. Bazı araştırmacılar fobiyi daha çok bireydeki iç çatışmaların sonucu oluşan bunaltıya karşı bir savunma olarak görmüşler, bazıları ise öğrenilmiş davranış olarak ele almışlardır. Son yıllarda kalıtım ve biyokimyasal etkenlerin de fobi oluşumundan etkili olduğunu hararetle savunanlar vardır.
Çocukların yaklaşık % 10’unda gençlerin ise % 2-3’ünde belirgin korku reaksiyonu gözlenmektedir. Tek bir fobi genellikle erişkin dönemde ortadan kalkar. Bir kısmı ise hayat boyu sürer. Özellikle fobiye panik halinin eklendiği durumlarda ilaç tedavisinden oldukça yararlanılır. Ancak asıl üzerinde durulan tedavi şekli davranış terapileridir.
Korku, tarih boyunca bir disiplin aracı olarak kullanılagelmiştir. Bebeklik döneminden itibaren çocuk farklı nedenlerle korlur. Örneğin, gece uyumadan çocuğa “Cadı geliyor, köpek geliyor, seni yer” gibi sözler söylenir. Anne baba için hayli zahmetsiz ve kolay görünün bu yaklaşım, meyvelerini kısa süre sonra vermeye başlar. Karanlık koridorda yürüyemeyen, köpek gördüğünde avazı çıktığı kadar bağıran ya da doktora getirildiğinde ortalığı birbirine katan çocukların bu davranışları çoğunlukla bizim eserimizdir. Diğer taraftan kendisinde fobik davranışlar olan anne babalar, çocukları için olumsuz birer örnektir.
Tedirgin ve detaycı yapıları gereği aşırı koruyucu ve kollayıcı olan ailelerin çocuklarında kendine güven azlığı yanında korku reaksiyonu fazlaca görülür. Fobilerin oluşumunda öğrenmenin ve yetiştirilme biçiminin önemli rolü olduğu düşünülmektedir.
Çocuğunuzun yardıma ihtiyacı var
Anne babanın korkan çocuğa söyledikleri ilk söz “Bebek gibi niye korkuyorsun?” olmaktadır. Çocuğu aşağılayan bu yaklaşımla sorunu çözmek mümkün değildir. Yapılması gereken çocuğa ne hissettiğini anladığınızı söyleyip yardımcı olacağınız mesajını vermektir. Korkusunu yenebilmesi için ona zaman tanımak ve adım adım sorunun üzerine gitmesini sağlamak zorundasınız. Attığı her adımda onu cesareti nedeniyle kutlamalı ve gelecek için ümit vermelisiniz. Örneğin, karanlıkta ve yalnız başına odasında uyumakta zorluk çeken bir çocuğun ışık açıkken ya da gece lambası yanarken odada yalnız yatabilmesi çok olumlu karşılanmalı, çocuk güzel sözlerle ve gerekirse hediyelerle ödüllendirilmelidir. Korkudan kurtulmasının yolu yeni korkular oluşturmak değildir. Dolayısıyla korkusu nedeniyle çocuğun cezalandırılması, korkusuna yeni korkular eklemekten başka işe yaramaz.
KISA KISA
Çocuklarda sık görülen korkular
Yaş Korkulan nesne ya da durum
* İlk 6 ay Gürültü, ani hareket eden nesneler
* 07-12 ay Yabancı kişiler
* 01-5 yaş Yüksek ses, karanlık, hayvanlar, aileden ayrılma, rüzgar
* 03-5 yaş Hayaletler, canavarlar
* 06-12 yaş Hırsız, cezalandırılma, yaralanma
Çocuklarda aşırı korku oluşturan nesne ve durumlar
* Hayvanlar (genel olarak) kedi, köpek, yılan, böcek cinsleri
* Kan ve yara
* Karanlık
* Ateş
* Yabancı bir insan
* Yükseklik
* Kapalı bir mekanda bulunma (asansör gibi)
* Şimşek, gök gürlemesi



